ÇİLİNGİR DERGİMİZ HAKKINDA KÖŞE YAZISI

Her açıdan bolluk ve bereket dolu zaman dilimlerindeyiz. Bir noktada inkıraz yaşıyoruz ki bu bizim en büyük açmazımız: Düşünce ve fikir üretimi. İstikbale dönük sayısal anlamda ümitvarız ama düşünce anlamında yarına dönük hiçbir hazırlığımız yok. Bugün sayısı 1 milyonu bulan imam hatip nesli, bu niceliği niteliğe tahvil edecek donanım ve teçhizattan şu an mahrum. Ancak bu bizi ümitsizliğe sevk etmemeli. Sayıdaki üstünlüğü değil, fikirdeki müstakim duruşu esas almalıyız.

Kocaeli’nde bu yıl 7.’si geçtiğimiz günlerde düzenlenen kitap fuarında da ümitvar olacağımız bir durumla karşılaştım. Kocaeli İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği (KİHMED) ilk sayı fuar günlerine yetiştirdikleri 3 aylık ÇİLİNGİR isimli dergi ile okur karşısına çıkmışlar. Fuarı eniştem Yüksel Keleş’le dolaşırken Kırkkandil Yayınları ile komşu bir standa rastladık. Sarı, eskitme bir karton kapak ardında yeni bir dergiyi müjdeleyen Çilingir isimli bir dergi ile karşılaştık. Selam verdik ve derneğin yönetimindeki isimlerle ayaküstü yaptığımız hasbihal, standın içinde çayla beraber hasbihale dönüştü. Karşımızda en başta meselesi olan güçlü bir imam hatip mezunları derneği vardı. Meselesi, davası, kaygısı olunca bir şekilde bu ızdırap, bu çırpınış yolunu bulmakta. Bu dergi de bu ızdırabın eseri. Taşradaki imam hatip derneklerinin pek çoğunda rastlayamadığımız maddi ve manevi birlik tesis edilmiş gördüğüm kadarıyla. Dergiyi ortaya çıkarma iradesi de bunun en somut göstergesi olsa gerek.

Üç aylık derginin ilk sayısında yabancısı olmadığımız isimler var. <strong>Metin Önal Mengüşoğlu, Fatih M. Şeker, Asım Öz, Cemal Şakar, İbrahim Demirci, Aykut Ertuğrul, Bedri Gencer, Lüfti Bergen, Celal Fedai Dergide yine önemli bir isimle mülakat yer alıyor: Yusuf Kaplan. Üç ayda bir yayınlanacak bu düşünce ve kültür dergisinin bu sayıdaki dosya konusu “Hikmet Kavşağından Tüccar Tezgâhına”. Bunu son dönemde farklı mahfillerde duyduk işittik, “aşk pazara düşünce” misali… Hikmet, hakikat, aşk, bugün içi boşaltılmış, özü kaybedilmiş kavramlar. Pazarlar da meta… Acı olan şu ki bunu dile getiren az sayıda vicdanlı düşünce insanı kaldı.

Çilingir’in çıkış yazısı da bu ızdırabın tercümanı: “Vicdan Muhasebesi Işığında Bismillah”. Meselemizi net bir şekilde ortaya koyan satırlarla karşı karşıyayız. “Kavramların dünyasından toplumsal düzene, davranış biçimlerinden yaşayış tarzına kadar köklü bir değişime tâbi olduğumuzu inkar edecek zeminde değiliz” diyor editör. Mahalleleri terk etmekle başlayan geri dönülmez faciaya da vurgu yapan yazıda mahallemizde ne deli, ne yaşlı bırakmadığımız, birisini tımarhaneye, diğerini huzurevine gönderdiğimiz dile getirilirken, çocukların da beton binalarda hayallerini, ruhlarını kaybettiği vurgusu yapılıyor. Nihayet hariçten gazel okumak değil, bir iç ses ile, samimi bir haykırış ile silkinme seansları derdinde çilingir. Şunu söylüyor: “Başkalarının bize yönelttiği eleştiri oklarını dışarıdakilerin gazeli olarak okumayı bir kenara bırakıp kendi gazelimizi kendimiz okumak istiyoruz. Düştüysek bizi düşüren çelmenin ne’liğini bilmek istiyoruz. Dağıttıysak bizi dağıtan sarhoşluğun kaynağına inmek istiyoruz. Bizi takatsiz bırakan yaranın acısını başkasının avazı ile değil kendi avazımızla haykırmak istiyoruz.” Müslümanların iktidarda olduğu dönem içerisinde neyi ne kadar başarabildiğimizin muhasebesini yapmak derdinde olan Çilingir, ilk sayısında aynayı kendimize tutuyor.

Dosyada ilk dikkat çekici yazı Lütfi Bergen’in. “Kıstırılmışlığın Yüzleşmesi” yazısında Bergen, aslında kendimize ait bir düşünce alanının daralmasından, kendi bilgisinin yitirilmesinden bahsediyor. İslam tarihinden, peygamberler tarihinden çok çarpıcı misaller getiren Bergen, bugünün İslamcılarının açmazının “puta tapmama” eylemi ile “put kıran” olma eylemini karıştırmaktan kaynaklandığını ifade ediyor ve “Müslümanlar olarak bu mesele ile hiç yüzleşmedik” diyor. Hz. İbrahim’in bildiğimiz putları kırıp en sonunda baltayı puta asarak yaptığı büyük eylemi, “yaşadığı toplumu inançlarıyla reelin çatışmasına doğru yüzleştirmiştir.” diye yorumluyor Lütfi Bergen. Bu eylemin bugüne yansıyan özetini de kimsenin zorla dindar yapılamayacağına getirir. Bugünün Müslümanının düşünce anlamında yaşadığı kıstırılmışlığın bir başka tezahürü ise şeytanı yok etmek, kötülükleri yeryüzünden silip atmaktır. Böyle bir şeyin mümkün olamayacağını Bergen şu cümlelerle ortaya koyuyor: “Şeytan olmasa, insan anlaşılamayacağı gibi, kötülük olmasa hayr/iyilik anlaşılamayacaktır. İsyan ettiği halde Allah’ın şeytanı yok etmemesi ancak böyle anlaşılabilecektir. Kötülüğü imha etmeye çalışmak kötü olmaya evrilmek gibidir. Kıstırılmışlık, yüzleşmemizi erteleyip durmaktadır.”

Makalelerin büyük kısmının sesli olarak da yer aldığı derginin www.cilingirdergisi.com adresi de mevcut ancak şu an içerik anlamında aktif hâle geçmemiş görünüyor. Size tavsiyem bir şekilde site üzerinden dergiye ulaşmanız ve iç hesabımıza ve yüzleşmemize ortak olmanız. Bizim özeleştiri geleneğimizi, otokontrol mekanizmamızı bir şekilde hayata geçirmemiz lazım. Bu yolda Çilingir dergisi bir özeleştiri vazifesi ifa edecektir. Dergi dolayısıyla KİHMED başkanı  Sabahattin Yamak ve yayın yönetmeni Yavuz Altınışık’a teşekkür ediyorum. Ömrü, nefesi uzun olsun.

Kamil Büyüker

www.dunyabizim.com/Manset/20594/hikmet-kavsagindan-tuccar-tezghina-nasil-geldik.html

Kocaeli İmam Hatip Mezunları Derneği Resmi Web Sayfasıdır. Bütün Hakları Saklıdır.
Cedit Mah. Bulutlu Sok. No:9/7 İzmit / KOCAELİ • Tel: 0 262 321 02 320 / 324 16 71 • bilgi@kihmed.org