GARİPLERE İTHAF OLUNAN BİR YAZI

GARİPLER; KENARDAKİLER VE UNUTULMUŞLAR

Yüce Peygamberimiz “ne mutlu gariplere!” buyurmuş; İslam’ın garip geldiği ve garip gideceği mesajını vermiştir…

Büyük davalar hep gariplerle yola çıkmış, gariplerle yol almış ve onlarla başarıya ulaşmıştır…

Gurebâyı ve hassaten “kendi garipleri”ni ihmal eden toplulukların azgınlaşması mukadderdir, kaybetmeleri de…

Gariplerin yolculuğu hedefine yaklaştıkça, bu yolculuğa halel getiren renklere bürünmeye başlar. Bu yüzdendir ki kazandıkça kaybedilir, düşüşler daha çok zirvedeyken gerçekleşir…

İbn Haldun’un bedevîler-hadarîler teorisi de esasında gariplerin hikayesine dayanır. Gariplerin, zorlukları aşma mücadelesini, sonra zaferini, değişimini ve dönüşümünü anlatır yüzyıllar öncesinden…

Batılılaşma serüvenimizin, kendi mecramıza dönme aşamasında, asıl mücadeleyi garibanlar vermiştir. “bu dava hor, bu dava öksüz…” derken şair, gariplerin mücadelesine dikkat çekmiştir…

İmam hatip tarihi gariplerin tarihidir, dışlanmışların, kenarda kalmışların, unutulmaya yüz tutmuşların…

Bir okul için, bir öğrenci için, bir tuğla için, bir harf öğretmek için mücadele ederek bugünlere gelinmiştir…

Bir hakkı elde etmek için, bir zulme engel olmak için…

Bir yetime fırsat vermek için, bir yoksula burs vermek için…

İmam hatip tarihi, bir kişiye daha Kur’an öğretme çabasının adıdır; bir kişiye daha hafızlık yaptırmanın, bir kişiye daha hutbe öğretmenin, münazara yaptırmanın, hat yazdırmanın adıdır…

“Göbeğini kaşıyan adamlar”ın evlatlarının geleceği olmuştur imam hatip; cahillerin, terlilerin, yamalıların evlatlarının geleceği…

İşte bu garipler, içerden ve dışarıdan kuşatmalara ,sistemin engellemelerine rağmen imam hatip tarihini yazdılar…

Düştüler yine kalktılar, düşürüldüler toparlandılar ve şimdi sebatla kıyamda duruyorlar; bu defa “kabul etmiyoruz” diyorlar, “bize rağmen ve bizi dışlayarak yönetemeyeceksiniz” diyorlar, Allah’a dayanıyorlar, millete dayanıyorlar, garipliklerine yaslanıyorlar…

“Aziz” garipliğimizi unutmayalım, bizi biz yapan garipliğimizi yitirmeyelim, bizim dışımızda varlığını ıskaladığımız gariplerle yan yana olalım…

Gariplerimiz yine var ve yanıbaşımızda! Ulaştığı tüm imkanlara/haklara rağmen imam hatiplerin garipleri var ve o garipler hala bu okulları ayakta tutuyor; dualarıyla, evlatlarıyla, küçücük (aslında büyük) bağışlarıyla, hassasiyetleriyle…

Yakın zamana kadar binalarını, betonlarını, sınıflarını kendi imkanlarıyla ayakta tutuyorlardı, şimdi ise ruhunu ayakta tutuyorlar…

İmam hatiplere evlatlarını gönderenlerin büyük çoğunluğu hala bu ülkenin ekonomik olarak zayıf kitlesi, orta sınıfı, “garip ruhlu zengin”leri…

Tüm gelişmişlik istatistiklerine rağmen; unutulmuşlar, kenarda kalmışlar, tutunamayanlar var ve onlar İslam’ın garip gelip garip gittiğinin bilincindeymişçesine bu okullara sarılıyorlar, hala bu okullara 3-5 kuruş katkıda bulunmanın telaşındalar…

Çocuklarına okul kıyafeti alan “gariplikten sonradan görmeliğe terfi etmiş” koca adamlar kıyafet için nezaketsizce pazarlığa tutuşurken, pejmürde amcalar/teyzeler paranın üstü okula kalsın diyen asil davranabiliyorlar…

Ey kardeşler! Ey garip ruhlular! Ey “tevarüs edilmemiş asalet” sahibi garipler!

Gelin merkezden uzaklara bakmaya çalışalım, kenar mahalleye açılalım; oradaki bir okulu, bir imam hatibi, bir camiyi, bir bakkalı, bir evi ziyaret edelim…

Herkesin “proje okulları” diye bilinen üç beş popüler okulla iktifa ettiği, oralarda boy göstermeye çabaladığı bir atmosferde; köylere açılalım, mahallelere inelim, sitelere mahcup mahcup bakan gecekondulara uzanalım…

Kenarda kalmış imam hatiplerin ve tüm okullarımızın kapısını çalalım, “Bismillah” ile kapıyı açalım, Allah’ın selamını sunalım, bir tebessüm bırakalım, bir şeker ikram edelim, bir çocuğun başını okşayalım, bir öğretmene teşekkür edelim, bir müdürün çayını içelim, bir veliye ne mutlu diyelim, ellerimizi açıp dua edelim, şükredelim…

Bir öğrenci için il il dolaştığımız 28 Şubatları hatırlayarak şükredelim, bir öğrenci okulu terk etmesin diye yırtınmalarımızı unutmayalım. “Akademik başarıyı kutsamadan” öğrencileri okullarımıza davet ettiğimiz günler hatırına şükredelim, bir okul daha kapanmasın diye her türlü garipliğimizle çırpınmamızı düşünerek şükredelim…

Şükredelim, şükredelim, şükredelim…

Garipliğimize şükredelim, imtihanımıza şükredelim; varoşlarda yanı başımızda puanını yükseltememiş çocuklara, bize emanet olduğu için şükredelim…

Duvarlarımızı yıkalım, sitelerimizi yıkalım, binalarımızı yıkalım; kenarlara açılalım, ev ev dolaşalım, okul okul dolaşalım, cami cami, mahalle mahalle dolaşalım…

Unutulmuşlarla, tutunamayanlarla, dışlanmışlarla, mahrumlarla, mazlumlarla, yoksullarla, yoksunlarla, kenardakilerle elele verip haykıralım;

“Tûbâ li’l-Ğurabâ!”

(Halit BEKİROĞLU)

http://www.dusuncemola.com/…/garipler-kenardakiler-ve-unut…/

Kocaeli İmam Hatip Mezunları Derneği Resmi Web Sayfasıdır. Bütün Hakları Saklıdır.
Cedit Mah. Bulutlu Sok. No:9/7 İzmit / KOCAELİ • Tel: 0 262 321 02 320 / 324 16 71 • bilgi@kihmed.org